Uluslararası Toplum ve Mülteciler

kare_logo_tr

ICR Conference

Uluslararası Toplum ve Mülteciler: Sorumluluklar, İmkanlar, İnsan Hakları İhlalleri
13 – 14 Mayıs 2016, İstanbul

#HumanRightsIstanbul

Follow by Email
Facebook
Google+
http://icrconference.org/">
LinkedIn

Aşağıdaki butona basarak, konferansın hashtag'i ile hemen twit atabilirsiniz!

dikey_doviz_k

Artan Mülteci Nüfusu Karşısında Uluslararası Toplumun İnsan Hakları Krizi Devam Ediyor

Uluslararası Af Örgütü, ‘Birleşmiş Milletler Dünya İnsani Zirvesi’ öncesi Rosa Luxemburg Vakfı desteğiyle 13-14 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da, ‘Uluslararası Toplum ve Mülteciler: Sorumluluklar, İmkanlar, İnsan Hakları İhlalleri’ başlıklı uluslararası bir konferans düzenledi. Konuyla ilgili uzmanlar, akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin sunumlar yaptığı konferansa yaklaşık 500 kişi katıldı.
Dört oturumdan oluşan konferansın ilk oturumunda mültecilerin yoğun olarak yaşadığı farklı ülkelerdeki durum tartışıldı.
“Bölgedeki Mültecilerin Durumu” başlıklı ilk oturumda, Suriye, Afganistan, Irak ve Afrika ülkelerindeki insan hakları ihlalleri ve şiddet olayları son yıllarda artarak devam ettiği vurgulandı. Yapılan sunumlarda, 2011 yılından bu yana Suriye’de devam eden iç savaşın yıkıcı sonuçlarından en çok siviller etkilendiği,  milyonlarca Suriyelinin hem ülke içinde yerinden edildiği hem de komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldığı söylendi. Suriye’deki silahsız ayaklanmanın zamanla etnik, dini, mezhep eksenli bir iç savaşa dönüştüğünü belirten konuşmacılar, Suriye ordusu ile savaşan silahlı gruplar IŞİD benzeri silahlı yapıların ortaya çıkması ile de iç savaşın çok aktörlü bir boyut aldığını savundu.
Oturumun bu bölümünde, Suriye içinde çatışmalı ortam nedeni ile yüz binlerce insanın hayatını kaybettiği, on binlerce mültecinin ise sınır geçişlerinde yaralandığı, hayatını kaybettiği anlatıldı. Tarihteki en büyük mülteci nüfusu ile karşı karşıya olunan bu dönemde, Ürdün, Lübnan, Irak gibi Suriyeli mültecilerin yaşadığı ülkelerdeki kötü koşulların mültecileri Avrupa ülkelerine doğru yolculuğa zorunlu kıldığı savunuldu.
Uluslararası toplumun gerekli sorumluluğu almadığı konusunda ortaklaşılan sunumlarda, 2015 yılında çoğunluğu Türkiye üzerinden olmak üzere Avrupa’ya geçmeye çalışanlar ve hayatını kaybedenlerin sayısının tarihteki en yüksek düzeye çıktığına vurgu yapıldı.
Bölgede yaşanan mülteci sorununa dair konuşmalarda, mültecilerin yoğun olarak yaşadığı Türkiye, Lübnan, Ürdün gibi ülkelerde bir çok haktan mahrum kaldıkları, bu ülkelerde temel haklara erişimin de her geçen gün daha da zorlaştığı eleştirisi getirildi. Mültecilerin büyük bölümünün sağlık desteği gerektiren fizyolojik ve psikolojik sağlık sorunları yaşadıkları, ancak gereken desteğe ulaşabilenlerin sayısının oldukça düşük olduğu belirtildi.

Mültecilerin içinde bulunduğu yaygın yoksulluğun ve kötü çalışma koşullarından, kadın ve kız çocuklarının cinsel istismara maruz kalmalarından bahsedildi. İçinde bulundukları yasal güvencesizliğin ise mültecilere yönelik cinsel saldırıların ve diğer hak ihlallerinin kayıtlara geçmesine ve adalete erişime dair büyük engel teşkil ettiği belirtildi.  Aynı zamanda konuşmacılar, yine Türkiye, Ürdün, Lübnan gibi ülkelerin her ne kadar “açık kapı politikası” yürüttüklerini söyleseler de her geçen yıl bu kapıları kapatan adımlar attıklarını, Suriye’den bu ülkelere yasal ve güvenli erişimin artık nerdeyse imkansız olduğunu vurguladılar.

 

Konferansın ilk bölümünde ayrıca “göz ardı edilen” bir bölge olarak Kıbrıs’ta mülteciler açısından yaşanan hak ihlallerine de değinildi. Kıbrıs’ın ikiye bölünmüş olması ve Kıbrıs’ın kuzey bölgesinin hukuki statü belirsizliğinin burada keyfi uygulamalara neden olduğu belirtildi. KKTC yönetimi her ne kadar uluslararası sözleşmelere taraf olduğunu açıklasa da uluslararası arenada tanınmadığı ve yerel bir sığınma mekanizması olmadığı için mültecilerin sığınma olanaklarına erişimde ve temel haklara erişimde büyük problemler yaşadığı anlatıldı.
Konferansın “Türkiye’deki Mültecilerin Durumu” başlıklı ikinci oturumunda, Türkiye’deki mültecilerin durumu farklı boyutlarıyla ele alınarak tartışıldı. Türkiye’nin tarihinin en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaptığı bu dönemde, Suriyeliler ve diğer ülkelerden gelen mültecilerin toplam sayısının 3 milyonu geçmiş durumda olduğu belirtildi. Türkiye’nin açık kapı politikasını devam ettirdiğini her fırsatta dile getirmesine rağmen, yaklaşık 3 yıldır pasaportu olmayanların Türkiye’ye resmi ve güvenli yollardan geçmelerinin mümkün olmadığının altı çizildi.
Bu oturumda konuşmacılar, Türkiye’de Suriyeli mültecilerin sınırdışı edilmeleri veya gönüllü geri dönüşe mecbur bırakılmalarının söz konusu olduğu ve Türkiye’ye girmeye çalışan insanların geri püskürtme uygulamalarına maruz kalmalarından örnekler verdi. Konuşmacılar tarafından, sınırda dövülen ve ateşli silahlarla vurulan mülteci vakalarının olduğu, bunun yanında yine Türkiye’deki mültecilerin sağlık, eğitim, barınma, çalışma gibi bir temel haklara erişimlerde beşinci yılın sonunda halen büyük sorunlar olduğu belirtildi.
Konferansın “Uluslararası Toplum ve Mülteciler” başlıklı üçüncü oturumunda başta AB olmak üzere uluslararası toplumun tarihin en büyük mülteci nüfusuna verdiği yanıt masaya yatırıldı. Konuşmacılar bu oturumda, bu önemli mülteci nüfusu karşısında AB’nin mültecilerin ve sığınmacıların kendi topraklarına gelmelerini engellemek için önlemleri arttırmaya karar verdiğini, dikenli teller, hendeklerle sınırlarını güçlendirerek güvenli geçiş imkanını ortadan kaldıran politikalar geliştirdiklerini belirttiler.
Son dönemde yaşananların, AB’nin mültecilerin korunması sorumluluğunu kendisi dışındaki başka ülkelere atma tarihçesine bir örnek daha olduğunu vurgulayan konuşmacılar, AB2nin sadece Türkiye’yi değil, Fas’ı da bu şekilde sorumluluğundan kurtulmak için kullandığı yorumunu yaptılar.
AB ile Türkiye arasında 18 Mart tarihinde imzalanan anlaşma da oturumda vurgulandı. Göçmen ve mültecilerin Yunanistan üzerinden Türkiye’ye geri gönderilmesini düzenleyen anlaşmaya değinilen oturumda, bu geri göndermelerin Türkiye’nin güvenli ülke olduğu varsayımına dayandığı belirtildi.

Oturumda, 18 Mart anlaşması ve bu anlaşma çerçevesinde Türkiye’ye geri göndermelerin açıkça hukuka aykırı olduğu, AB’nin Türkiye’ye vaat ettiği paranın nereye harcanacağının belli olmadığı gibi eleştiriler sıralandı.  Daha fazla gözaltı merkezi yapılmamasının gerektiği, verilecek mali desteğin de mültecilerin temel haklara erişimini kolaylaştırmasının sağlanması için kullanılması konusunda görüş belirtildi.
AB ve Türkiye’nin söz konusu anlaşma ile insan kaçakçılığını ve düzensiz geçişlerin engellenebileceğini düşündüğünü, fakat düzenli ve güvenli geçiş olanakları sunulmadığı için bu konuda başarı sağlamanın zorluğu belirtildi. Yunanistan’a ulaşan mültecilerin etkili bir sığınma sistemine ve adli yardıma erişimlerinin olmadığı, sığınma başvurularının sağlıklı değerlendirilmediği, buna rağmen başvurusu reddedilenlerin Türkiye’ye geri gönderilme riski altına olduğuna vurgu yapıldı.
Yine konuşmacılar tarafından, AB – Türkiye anlaşması kapsamında mültecilerin takas edilmesinin kabul edilebilir bir uygulama olmadığına, bunun mülteci hukukunun çöküşü anlamına geldiğine dair yorumlar yapıldı. AB ve diğer devletlerin güvenli ülke tanımlarını, kriterlerini ve mekanizmalarını sorumluluktan kaçınmanın bir hukuki aracı olarak kullandığı yönünde fikir belirtildi.
Yapılan sunumlarda, Türkiye’nin 2013 yılına kadar genelgelerle göç alanını düzenlediği ve bu nedenle hak ihlallerinin çok daha sistemli olduğu söylendi. AİHM’in birçok davada Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiği tespitini yaptığı hatırlatıldı. 2013 yılında yasal düzenleme yapılmasının çok önemli bir adım olduğu vurgulandı ancak insan hakları ihlallerini önleyecek daha köklü politikaların gerekliliği tespiti yapıldı.
AB’nin Türkiye ile yapmış olduğu anlaşmanın Libya örneğinde olduğu gibi adaletsiz olduğu, AB’nin sorumluluklarından kaçma yolu olarak kullanıldığının bir örneği tespiti yapıldı. Türkiye’de mültecilerin barınma ihtiyacı sürerken tüm yatırımların gözaltı merkezi yapımında kullanılmasının endişe verici olduğuna değinildi. Konuşmacılar, Türkiye’deki ve Yunanistan’daki geri gönderme / alıkoyma merkezlerinin koşulları ve idari gözetimin uygulamalarına dair büyük ihlaller ve hukuksuzlukların söz konusu olduğunu savundular.
Konferansın “Türkiye ‘güvenli ülke’ mi?” başlıklı son oturumunda ise güvenli ülke tartışmaları ekseninde Türkiye’deki insan hakları durumu tartışıldı. Konuşmacılar, Türkiye’deki yaygın insan hakları ihlalleri nedeni ile halen Türkiye’den Avrupa ülkelerine sığınma başvuruları gerçekleştirildiğini ve önemli bir oranının da mülteci kriterlerine uygun kabul edildiğini vurguladılar. Türkiye’de işkence, yaşam hakkı, ifade ve basın özgürlüğü gibi hak ihlalleri sonlanmadan güvenli kaynak ülke tartışmasının yapılması mümkün olmadığı belirtildi.
Türkiye’nin Doğu bölgelerinde ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile yüz binlerce insanın yerinden edildiği, yüzlerce kişinin yaşamını yitirdiği ve her türlü insan hakkı ihlalinin yaşandığına vurgu yapıldı. Konuşmalarda, Türkiye’de bu hak ihlallerinin gün geçtikçe arttığı, ifade ve basın özgürlüğüne yaklaşımın, muhaliflere karşı tutumun ve Türkiye’deki genel insan hakları ihlallerinin Türkiye’nin ‘güvenli bir ülke’ olmadığını gösterdiği savunuldu.
Türkiye’de yargı bağımsızlığının ortadan kalkmış durumda olduğu, kamu görevlilerinin işlediği suçlarda ise yaygın bir cezasızlığın söz konusu olduğu belirtildi. Tüm bu ihlaller yaşanırken Türkiye’nin “güvenli kaynak ülke” olduğu tartışmasının oldukça yanlış olduğuna dair görüşler bile getirildi.
Uluslararası Af Örgütü ve Rosa Luxemburg vakfı, iki gün süren konferansta gerçekleştirilen tüm konuşmaların ve tartışmaların deşifresini ve tam metinlerini içerecek bir kitabı önümüzdeki aylarda yayımlayacak.

Konferansa Katılım Ücretsizdir

Konferansa katılım için web sayfası üzerinden kayıt yapılması gerekmektedir.

Simültane Çeviri

Konferanstaki sunumlar ve tartışmalar Türkçe-İngilizce dillerinde yapılacak olup, Türkçe ve İngilizce simültane çeviri hizmeti sunulacaktır.

PROGRAM

Konferans programı yakında duyurulacaktır. Aşağıdaki taslak programdan ilgili başlıklar hakkında bilgi edinebilirsiniz.

[ Programın büyük hali için resme tıklayın ]
[ Programın PDF versiyonu için buraya tıklayın ]

web_özet_program_MINIK_TR

Kayıt

30 dk

Açılış Oturumu

Konuşmacılar:
Rosa Luxemburg Vakfı Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi (Taner Kılıç, Yönetim Kurulu Başkanı) Uluslararası Toplum ve Mülteciler: Sorumluluklar, İmkanlar, İnsan Hakları İhlalleri (ICR Conference) açılışı için kurum temsilcilerinin konferans açılış konuşmalarının yer alacağı açılış oturumu ile konferans başlayacaktır.

30 dk

Bölge’deki Mültecilerin Durumu (Birinci Oturum)

Bu bölümde mültecilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde mültecilerin hizmetlere erişimiyle, yetkililer tarafından mültecilere sunulan haklarla ve yaşanan sorunlar ve hak ihlalleri ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Irak, Suriye, Lübnan,Ürdün, Kıbrıs, Mısır başta olmak üzere bölgede mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki koşullar ve haklara erişimdeki sorunlar bu bölümde detaylı olarak ele alınacak.

75 dk

Kahve Arası

30 dk

Bölge’deki Mültecilerin Durumu (İkinci Oturum)

Bu bölümde mültecilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde mültecilerin hizmetlere erişimiyle, yetkililer tarafından mültecilere sunulan haklarla ve yaşanan sorunlar ve hak ihlalleri ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Irak, Suriye, Lübnan,Ürdün, Kıbrıs, Mısır başta olmak üzere bölgede mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki koşullar ve haklara erişimdeki sorunlar bu bölümde detaylı olarak ele alınacak.

75 dk

Yemek Arası

90 dk

Türkiye’deki Mültecilerin Durumu (Birinci Oturum)

Bu bölümde yaklaşık 3 milyon mültecinin yaşadığı Türkiye’de mültecilerin hizmetlere erişimi ve yetkililer tarafından mültecilere sunulan haklarla ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Türkiye'deki mülteci mevzuatı, mültecilerin haklara erişimi, Türkiye'deki mülteci politikaları ve uygulamalarına değinilecek bu bölümde ayrıca geri göndermeme (non-refulment) ilkesi ve idari gözetim uygulamalarına da yer verecek.

75 mins

Kahve Arası

30 dk

Türkiye’deki Mültecilerin Durumu (İkinci Oturum)

Bu bölümde yaklaşık 3 milyon mültecinin yaşadığı Türkiye’de mültecilerin hizmetlere erişimi ve yetkililer tarafından mültecilere sunulan haklarla ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Türkiye'deki mülteci mevzuatı, mültecilerin haklara erişimi, Türkiye'deki mülteci politikaları ve uygulamalarına değinilecek bu bölümde ayrıca geri göndermeme (non-refulment) ilkesi ve idari gözetim uygulamalarına da yer verecek.

75 dk

Uluslararası Toplum ve Mülteciler (Birinci Oturum)

Bu bölümde küresel çapta artan mülteci nüfusu, bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması ve haklarına erişimi için uluslararası toplumun sorumlulukları ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerinin göç politikaları, Birleşmiş Milletler kurumlarının politikaları ve çalışmaları bu bölümde irdelenecektir.  Uluslararası kamuoyundaki tartışmalarda sıklıkla ihmal edilen Rusya, Çin, Körfez ülkeleri gibi Avrupa dışındaki ülkelerin göç politikaları da bu bölümde masaya yatırılacak. Bu bölümde, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında yürütülen müzakereler ve göç anlaşması, Avrupa Birliği-Türkiye ve "Yunanistan-Türkiye" geri kabul anlaşmaları ve uygulamalarının yanı sıra, "güvenli menşei ülke" ve "güvenli üçüncü ülke" kavramlarına dair genel  tartışmalar yürütülecek.

75 dk

Kahve Arası

Uluslararası Toplum ve Mülteciler başlığında yapılacak ikinci oturum sunumları ve soru-cevap bölümü öncesi 30 dakika ara verilecektir.

30 dk

Uluslararası Toplum ve Mülteciler (İkinci Oturum)

Bu bölümde küresel çapta artan mülteci nüfusu, bu nüfusun ihtiyaçlarının karşılanması ve haklarına erişimi için uluslararası toplumun sorumlulukları ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Avrupa Birliği ve Avrupa ülkelerinin göç politikaları, Birleşmiş Milletler kurumlarının politikaları ve çalışmaları bu bölümde irdelenecektir.  Uluslararası kamuoyundaki tartışmalarda sıklıkla ihmal edilen Rusya, Çin, Körfez ülkeleri gibi Avrupa dışındaki ülkelerin göç politikaları da bu bölümde masaya yatırılacak. Bu bölümde, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında yürütülen müzakereler ve göç anlaşması, Avrupa Birliği-Türkiye ve "Yunanistan-Türkiye" geri kabul anlaşmaları ve uygulamalarının yanı sıra, "güvenli menşei ülke" ve "güvenli üçüncü ülke" kavramlarına dair genel  tartışmalar yürütülecek.

75 dk

Yemek Arası

Konferansın 2. günü, 2. başlık tartışmalarından önce yemek arası verilecektir.

90 dk

Türkiye “güvenli ülke” mi? / Türkiye’de İnsan Hakları (Birinci Oturum)

Bu bölümde Avrupa Birliği – Türkiye göç anlaşmalarına da konu olan Türkiye'nin “güvenli üçüncü ülke” olmasına dair tartışmalar ekseninde Türkiye’deki insan hakları durumu ve sorunları ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Oturumda, Türkiye'de özellikle son dönemde yaşanan yaşam hakkı ihlalleri, cezasızlık, ifade/toplanma ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engeller, basın özgürlüğü, hakikati bilme hakkı ve yaşanan ihlaller konuşulacak. Ayrıca, Türkiye'deki insan hakları mevzuatı, politikaları ve uygulamaları da masaya yatırılacak.

75 dk

Kahve Arası

“Türkiye "güvenli ülke" mi? / Türkiye’de İnsan Hakları” başlığında yapılacak ikinci oturum sunumları ve soru-cevap bölümü öncesi 30 dakika ara verilecektir.

30 dk

Türkiye “güvenli ülke” mi? / Türkiye’de İnsan Hakları (İkinci Oturum)

Bu bölümde mültecilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerde mültecilerin hizmetlere erişimiyle, yetkililer tarafından mültecilere sunulan haklarla ve yaşanan sorunlar ve hak ihlalleri ile ilgili sunumlar yapılması ve tartışmalar yürütülmesi planlamaktadır. Irak, Suriye, Lübnan,Ürdün, Kıbrıs, Mısır başta olmak üzere bölgede mültecilerin yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki koşullar ve haklara erişimdeki sorunlar bu bölümde detaylı olarak ele alınacak.

75 dk

4.8

MİLYON kayıtlı Suriyeli mülteci var. (Kaynak: UNHCR)

1.0

MİLYON mülteci ve göçmen, 2015 yılında Avrupaya geçti. (Kaynak: UNHCR)

2.7

MİLYON. Türkiye'deki tahmini sığınmacı sayısı

KONFERANSA KAYIT

Konferansa gösterilen yoğun ilgi nedeniyle kontenjanımız dolmuştur. Üzülerek yeni kayıt alamayacağımızı bildiriyoruz.

Dinleyici

Konferansa gösterilen yoğun ilgi nedeniyle kontenjanımız dolmuştur. Üzülerek yeni kayıt alamayacağımızı bildiriyoruz.

MEKAN

Elite World Istanbul Hotel

Şehit Muhtar Caddesi No: 42 Taksim / İstanbul

KONUŞMACILAR

plus

Aitor Zabalgogeazkoa

Sınır Tanımayan Doktorlar

plus

Andrew Gardner

Uluslararası Af Örgütü

plus

Ayham Dalal

Berlin Teknoloji Enstitüsü

plus

Burcu Karakaş

Serbest Gazeteci

plus

Faika Deniz Paşa

Kıbrıs Mülteci Hakları Derneği

plus

Gabriele Gün Tank

Rosa Luxemburg Vakfı

plus

Giorgos Kosmopoulos

Uluslararası Af Örgütü

plus

İrem Somer

Mülteci-Der

plus

Güney Yıldız

BBC

plus

Kathryn Ramsey

Uluslararası Af Örgütü

plus

Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak

Ankara Üniversitesi

plus

Yrd. Doç. Dr. Lami Bertan Tokuzlu

İstanbul Bilgi Üniversitesi

plus

Yrd. Doç. Dr. Latife Akyüz

Barış için Akademisyen

plus

Martina Michels

Avrupa Parlamentosu

plus

Doç. Dr. M. Murat ERDOĞAN

Hacettepe Üniversitesi

plus

Prof. Dr. Nuray Ekşi

Yeditepe Üniversitesi

plus

Oktay Durukan

Mülteci Hakları Merkezi

plus

Öztürk Türkdoğan

İnsan Hakları Derneği

plus

Seda Altuğ

Boğaziçi Üniversitesi

plus

Rengin Arslan

BBC Türkçe

plus

Simona Gatti

AB Türkiye Delegasyonu

plus

Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı

Türkiye İnsan Hakları Vakfı

plus

Av. Taner Kılıç

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi

Konuşmacı listesi alfabetik olarak listelenmiştir.

İLETİŞİM

Konferans ile ilgili her türlü bilgi, soru ve öneriniz için bizimle irtibata geçebilirsiniz.


Telefon: +90312 418 83 40 Faks: +90312 418 83 41

E-posta: icrconference@amnesty.org.tr

Follow by Email
Facebook
Google+
http://icrconference.org/">
LinkedIn